Tutuklama Kararına İtiraz ve Nasıl Yapılacağı Konusu

Tutuklama Kararına İtiraz ve Nasıl Yapılacağı Konusu

Tutuklama emri, yasal sistemimizde koruyucu bir önlem olarak kullanılmaktadır. Şüpheli veya sanığın konu ile ilgili kanıtlardan kaçınması veya kararması durumunda bu durumları önlemek için uygulanan bir tedbirdir. Tutuklamaya itiraz, tutuklanan kişinin, sanığın hakkıdır. Bunun yanı sıra şüpheli ya da sanığın dışında kendisini temsil eden avukatta bu başvuruyu yapabilme yetkisine sahiptir. 

Tutuklama Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?

Yetkili yargıçlar, davanın soruşturma aşamasında veya kovuşturma aşamasında tutuklama emri çıkarma hakkına sahiptir. Savcılar ülkemizin ilgili yasalarına uygun olarak tutuklama emri çıkaramazlar. Gerçekten de, herhangi bir davanın soruşturma aşamasında, sulh ceza mahkemesi yargıcı şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı alma hakkına sahiptir. Daha sonra, davanın kovuşturulması aşamasında, yani yetkili mahkeme başvuruyu kabul ettikten ve davayı gönderdikten sonra, mahkeme yargıcı yasa adına tutuklamaya karar verebilir.

Tutuklama emrine itiraz, Avrupa İnsan Hakları ve Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenen bir davada bir şüpheliye tanınan en önemli haklardan biridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, tutuklanmaya muhalefet için süre 7 gün olarak belirlenmiştir. Bu durumda, bir suçlu olarak tutuklanan kişinin yasal temsilcinin veya eşinin bile karara itiraz etme hakkı vardır. Sulh ceza mahkemesi tarafından verilen tutuklama emrini tekrar aynı mahkeme değerlendirir. Asliye ceza hâkiminin kararı ise ağır ceza mahkemesi tarafından gözden geçirilir. Asliye ceza mahkemesinde, duruşma sırasında azami tutukluluk süresi 1 yıldır. Suçlu veya şüphelinin tutuklama emri çıkarması için bir suç işlediğinden makul şekilde şüphelenilmesi gerekir.

Tutuklama Kararının Alternatifi Var Mıdır?

Bazı durumlarda, yetkili hâkim, şüpheliye veya sanığa karşı tutuklama emri çıkarmak yerine adli kontrol kararları verebilir. Bu durumda, tutuklama emri yerine adli kontrol kararı verilirse, adli süreç daha da hızlandırılacak ve daha sağlıklı bir şekilde ilerleyecektir. Diğer yandan, yukarıda belirtildiği gibi, karar tamamen hâkimin sorumluluğu ve yetkisi dahilindedir. Mahkemenin tutuklama kararında iki etmen söz konusudur. Birincisi delillere müdahaleyi ve sanığın kaçmasını önlemektir. İkincisi ise, sanığı veya şüphelinin mağdur üzerindeki baskı veya etki yaratmasına engel olmak. Tutuklama kararı geçici bir karardır. Bu nedenle, tutuklamanın nedeni ortadan kalkarsa, önleyici tedbir sonlandırılacaktır.